Resim dünyasında maalesef sahte resimlerle karşılaşmak olağan bir durum oldu. Şu an alıp yıllarca duvarınız da asılı olan resimlerinizin bazıları sahte olabilir. Bu makalem de size hem sahte eserlerden bahsedeceğim ham de şuan ben bu makaleyi yazarken Müzayede APP’de bir firmanın satışında olan sahte olduğu söylenen eserden size bahsedeceğim.
14 Mart 2023 Salı günü bilinmiş ünlü ressamların eserlerinin daha çok satıldığı İnstagram üzerinden yapılan bir müzayeden bir İbrahim Balaban eseri satın aldım. 26.000 TL’ye aldığım bu eseri satan arkadaşlarla daha öncede alım yaptığımdan rahatlıkla alışverişimi yaptım. Gel gelelim renkli olan bu eserin hem bu kadar ucuz olması hem de imzanın üzerinde balaban yazmayı “B” (1) olması beni huylandırmıştı. Ödememi yaptım ve eseri aldım bana ulaşmasını sağladım. Hemen İbrahim Balaban’ın oğlu ve bu konularda babAsının eserleri konusunda gerçekten bilgi ve donanımına inandığım babası gibi usta ressam olan oğlu Nazım Balaban’a eseri gösterdim.

Çerçevecide buluştuk Nazım ile nazım eseri yakından inceledi ve sahte olduğunu deklare etti. Onun yanında aldığım yeri aradım onlarla ve nazım açık konferans konuşması yaptık. Onlar bir tanıdıkları güvenilir koleksiyondan geldiğini söylediler birazda orijinalliği konusunda ısrar ederlerken nazım “Siz babamın bu kadar kötü bir resim çizebileceğini düşünüyor musunuz” sözü üzerine olay kapandı.
Benim ödememi geri yapıldı ve konu kapandı. Buraya kadar her şey normal. Hepimizi bilmeyerek sahte eserlerin satışına aracı olabiliriz. Dünyanın en büyük müzayede evlerinde de bile karşılaşılabilen bir durum. Elbette olmamsı tercihimiz
Asıl sıra dışı olan ise bu eserin Temmuz 2023’de Müzayede APP’de yer alan bir firmanın müzayedesinde satışta olamsı, üstelik de benim alım fiyatıma yakın 25.000 TL açılış fiyatı ile.

Sorum şu; Bu eseri yeniden satışa koyan firma bu eserin daha önce yaşanan akıbetinden haberi var mı? Ya da olurya eser tekrar incelendi ve birileri tarafından gerçektir belgesi mi? Verildi. Gerçek ise eserin en düşük fiyatının ortalama 100 binin üzerinde olması gerekmez mi?Son sorum. Bu firmaya eser yine diğer firmaya veren kolleksiyoner tarafından getirildiyse o kişi ilkinde bilmeyerek getirildiğini düşünürsek ikincisinde sahtekarlık yapmış olmaz mı? Hakkında yasal işlem yapmak gerekemez mi?

AÇIKLAMA
Makaleden sonra Eseri satışa çıkaran Müzayede evi ile Nazım Balaban’dan açıklama geldi.
1- Müzayede evi eserin Nazım Balaban’dan sertifikası olduğunu ve yayında olduğunu açıkladı. Bende bu uyarı üzerine baktım gerçekten de var. Burada benim hatam oldu Müzayede evinden özür dilerim.
2- Nazım Balaban’da çok eskiden fotoğraftan bakarak sertifika vermişim yakından bakınca kafam karıştı diyor. Yeniden yakından incelemede bulunacağını söyledi. eserin akıbeti öyle belli olacak.
3- Benim görüşüm ve Nazım Balabana’da söylediğim gibi eser sahteyse müzayede evinin zararını Nazım Balabanın karşılaması sahte değil ise ona göre yeni bir duyuru yapılması.
İlk alıcısı olarak eser ifşa olduğu için ben yine almaya talip olduğumu söyledim. Doğrusu neyse o çıksın. benim satın aldığım yer ile şuan satışta olan yerin sahibi de aynıymış bunu da yeni öğrendim.
Tüm yazdıklarımda art niyet alamadığımdan yazmaya çalıştığımdan firma ve müzayede evlerinin isimlerini yazmadım.
Şimdi buna benzer bir olay daha anlatacağım sizlere.
Çukurcuma’da antikacılık yapan ve sonrasın da instagram da mezat yapan ortak bir çok arkadaşımızın da olduğu bir esnafın mezatına katıldım.Aslında ben mezat yapanların neredeyse hepsinden eser satın almış yada almaya devam eden bu piyasanın bu yönde neredeyse tek davranış örneği gösteren kişisiyim. Sanırım buda benim esnaf değil öncelikle kolleksiyoner olmamdan dolayı olmalı.
Konuya dönmek gerekirse bu esnafın mezatında bir Fikret Mualla eseri çıktı satışa. Fikret Mualla en çok sahtesi olan ressamların başında gelir. Hatta hatta Fikret Mualla’nın eserlerinin bulunduğu kitaptaki eserlerin birçoğunun da sahte olduğu söylenir.Hal böyle iken bu eser zaten ben sahteyim diye bağırıyordu. Fakat satıcı piyasanın itabar ettiği iki isimden biri olan Bayram Karşıt’ın adını kullanarak eseri satıyordu. Söylediği tam da şöyleydi;
“Eseri bayram Karşıt gördü isteyene bedeli (300 usd) karşılığın da gerçeklik onay sertifikası alınır.” (Muhtemelen Bayram Karşıt’ın haberi bile yok. Sık sık satışlarda isimlerini kullanıyorlar maalesef.)
Dayanamadım esere pey verdim çok komik rakama 11 bin TL’ye bende kaldı. Gece mezat bittiğinde hemen satıyıyı aradaım ve;
……. Eminsin değilmi Bayram hocanın onayından. “Evet abi alırız dedi” bende tamam Bayram hocanın yanından onay alındığını beni arayın hemen Bayram hocanın ve sizinde ücretinizi havale edeyim dedim. “Tamam abi sen merak etme” diyen satıcı ile o akşamki konuşma bitti.
İki üç gün geçtikten sonra satıcıyı aradığım da “Abi konsiye aldımdı, adam ödesin parasını kendi Bayram hocaya götürsün” sonra ben sana ödeyeyim sen götür eseri dedim de “Ben Bayram hocayı tanımıyorum, onlar Bayram hocaya gösterdi” vs. Birçok altı boş bahanelerle olayı kapattık.
Ben yine art niyetli düşünmemeye çalıştım konuyu kapattım, lakin eser bir süre sonra başka bir mezat yapanda Fikret Mualla diye satışa çıkmıştı.
Sorum şöyle; Bu eser sahte mi? Yok değilse neden sertifikası alınmadı yok sahtesi ise sahte olduğunu çukurcuma esnafı bilmiyor ise, benle yaşanan olaylardan sonra eser sahibine iletmedi mi? İlettiyse bu eseri diğer esnafa veren kişiler kimse onlar hakkında ne düşünmek gerek.
Birde şunu eklemeden geçemeyeceğim ünlü ressamların eserleri muhakkak gerçek olup olmadığını bilen birilerine danışmakta fayda var. Ben bu konuda kendimi uzun süredir yetiştirmeme rağmen halen yetkin olmadığımdan sevgili Agop egoyan hocanın danışmanlığına başvuruyorum.
Şimdi size benim de başımdan geçen iki olayı akataracağım.
Bir karton üzeri eser çıkarmıştım mezatıma. Eserde omsalıca yazıyordu ama açıkçası hiç takıştırmamıştım Uyguna gelen bir eserdi çoğu eser gibi lot alım içinden çıkmıştı. Osmalıca okuyacak birkaç arkadaşım var ama sürekli de bir şeyler okutmak insanları darlamak olğundan yayın sırasında Osmanlıca bilen varsa şunu okur mu dedim. Okudular Osman Asaf yazıyormuş. Neyse satış da eser alan arkadaş eseri göstermesi konusunda anlaştık. Agop Abi yakından bakmadan eserin sahte olduğuna karar verdi. Alan arkadaş birde Bayram karşıt hocaya gösterelim dedi. Bayram hoca yakından görmem lazım dedi, ben kendisini tanımadığımdan Nişantaşın da bir galerici arkadaşa rica ettik o kendi eserleri arasında gösterdi.
Sonuç; eser sahteydi. İki türlü eser vardır biri benzer esere başka ressamın imzası taklidi yapılır diğeri ise hangi ressamın sahtesi olacaksa direk eser direkt olarak sahte olarak bir ressam tarafından çizilir. Bu ikinci tarz en zor anlaşılan sahtecilik olan birebir taklit çizimdi.
Eseri çizin gerçekten de güzel çizmişti bir emek var sahte de olsa bende imzayı sildim anonim olarak kendime ayırdım eseri. Bir başkasına gitmesin diye.

Bu olayı yaşayınca tecrübe edindim. Yıllar önce karton üzerine yağlı boya olan Mıgırdiç Civanyan eserim vardı, satmaya karar verdim. Ama önce Agop abiye göstermek istedim. Alırken çok tecrübesiz bilgisizdim ama şuan kendimi bilgili sanmama rağmen ben orijinal olduğu kanaatindeydim. Agop abiye attım, yakından göreyim dedi.
Yakından gördü ve yukarıda ki resim gibi “eski kağıt üzerine birebir sahtesi yapılmış” dedi. Üzüldüm.
Eserin imzasını sildim. Artık anonim bir eser var bende.
Aslında benim yaşadığım bu iki eseri imha ederken video çekip yayınlayayım istedim. İnsanlar görsün istedim ama beraber çalıştığım sanat tarihçisi Oğlum Doğuşhan ve Agop abi bu doğru olmaz dediğinden yapamadım.
Ne kadar doğru bilmiyorum ama bu kadar ustalıkla eser çizen ressamların Azerbaycan ve İran’dan çıktığı söyleniyor. Elbette yaptıranlar Türkler.
Dünyanın en büyük milyar dolarlık sahtecilik hikayesini anlatan “Hileli Sanat: Gerçek Bir Sahtecilik Hikâyesi – Netflix” dizini izlemenizi tavsiye ederim.
Ayrıca “SAHTE RESİM NASIL ANLAŞILIR” isimli makalemi alttaki linkten okuyabilirsiniz.
LinK:
Bir sohbetimizde ülkemizin yetiştirdiği nadir ekspertizlerinden, ressam, restoratör Agop Egoyan abime şunu sormuştum.
Abi sahte olduğu tepit edilen resimlerin akıbeti ne oluyor?
“Sen ben ölünce yıllar sonra eser daha çok eskiyor ve eser tekrar o ressamın eseri olarak ortaya çıkma ihtimali yükseliyor” olur mu olur valla.
Sanırım kimse sahte resim alarak verdiği ücretten feragat etmiyor.
Fedai Çakır
08.07.2023, İstanbul
(1) “B” imzalı eserleri varmış İbrahim Balabanın.
Not: 19 Yaşından bu yana basın karı sahibi olduğumu belirtmek isterim. Gazetecilik yanım her daim ağır basıyor.
İyimser olmak, kötü düşünmemek için her insanın iyi olduğunu düşünmem adına hiçbir firma ve isim vermedim. Elbette yaşananlara tanıklık etmiş birçok sanatsever vardır. Ben yinede sanatın ve sanatçının zarar görmememsi adına iyi niyetli olmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.







